22 Following
mehmetbaran140193

mehmetbaran140193

Gösteri Peygamberi

Gösteri Peygamberi - Chuck Palahniuk palahniuk’u türkiye’de pek çok kişiyle tanıştıran ve bir anlamda “moda yapan” kitabı fight club’dır elbette. sıradan, popülist ve klişe edebiyattan sıkılan kitap okurları palahniuk’a adeta “saldırmış” ve genel algıların dışına çıkan tarzına; sert üslubuna hayran kalmış.

ancak, en az fight club kadar sistem karşıtı, ve en az onun kadar sarsıcı bir romanı daha var: gösteri peygamberi.



dünyadan yalıtılmış, belli bir algı çerçevesinden hiç çıkmamış aslında tamamen “sıradan” olan birey, korkunç tüketim toplumu içinde bir metaya dönüşmeye başlıyor. ünleniyor, ünü yükseldikçe insanlar onun üzerine daha fazla gidiyor. üzerindeki gizem, popülaritesini artırdıkça artırıyor.

sonunda, kas geliştirici destekler, makyaj, ilaçlar, aminoasitler, takviyeler vs derken aslında çift taraflı bir bağımlılık başlıyor. kahramanımız da tüketim toplumuna bağımlı hale geliyor.

palahniuk, bizi bu “zavallı” ünlünün dramı ile başbaşa bırakıyor.

tüketim toplumunun karanlık yönlerini tüm çıplaklığıyla önümüze seren yazar; kitabına hayata dair pek çok ilginç bilgiyi de yazmadan duramamış. aynı şeyi fight club, choke gibi romanlarında da görüyoruz. palahniuk bunu seviyor, örneğin karides nasıl pişirilir, halıdaki kan lekesi nasıl temizlenir gibi gündelik bilgilerin yanı sıra; napalm nasıl yapılıra kadar pek çok şeyi kitabının orasına burasına sıkıştırıyor. elbette “akıcılığından” ödün vermese de, kimi okurlar bu “öğretici” üslubun rahatsızlığını çekiyor. bazı insanlar bunu bir tür bilgi gösterisi veya öğretmenlik küstahlığı olarak görebiliyor. ben böyle düşünmüyorum, bana göre palahniuk’un tarzı zaten “başka insanlar ne düşünür” üzerinden gitmiyor. o akıcılığından ödün verseydi bile bunu yapardı.

kitabın pek çok şeyi birden eleştiriyor olması onun bir başka başarısı. tüketim toplumu içinde hızla yükselen masum ve zavallı bireyin üzerinden aynı zamanda ona korkunç bir savunmasızlık ve saflık veren “kapalı mezhep toplumu” da eleştiriliyor. çocukken cinsellik hakkında verilen yanlış bilgiler, onu korumak için yapılmış olsa da onu korkunç bir savunmasızlığa itiyor. bu bana, köyden kente göçen masum genç kızların güzellik, moda sektörü içinde harcanmasını hatırlatıyor.

kitapta bahsedilen tarikatın ilginç bir ilkesi var, bu da dış dünyaya kapalılık. her tür teknolojik aletten, dış dünyadan gelebilecek veriden uzak durmaya çalışıyorlar. bunda bir “düzen bozulmasın” dan çok fazlası var, bu adeta dinin kendisi haline gelmiş. tabi, satır aralarına gizlediği şöyle bir cümle ile bunun tüm dinlere karşı olduğunu anlayabilirsiniz: “kitab-ı mukaddeste insanlar sürekli bir yerlere kaçıp dururlar”. evet, din; bir kaçıştır. ama iki ucu uçurum olan bir süreç; palahniuk’un kafasındaki din-medya ikilemi. bir ucunda çılgın tüketim toplumu var; diğer ucunda ise kaçan ve dünyaya kendini kapayan asketik bir sefalet. palahniuk, bize doğru yolu göstermiyor. bize yol olmadığını gösteriyor, bu nietzsche’nin şu sözünü yankılatıyor:



“bana yol soranlara şöyle dedim,

yol mu? yol diye bir şey yoktur…”

(Mehmet Baran)