23 Following
mehmetbaran140193

mehmetbaran140193

Durito'yla Söyleşiler

Durito'yla Söyleşiler - Subcomandante Marcos, Şule Erdal zapatista’ların hikayelerini herkes bilmez. 90larda başlayan bu hareket, chiepas bölgesindeki fakirlik ve sefalete karşı başlamış bir “gerilla” hareketi olsa da, silahlı mücadeleden ziyade sivil toplum faaliyetlerinin, yazınsal çalışmaların ve dünya kamuoyuna ulaşma mücadelelerinin daha baskın olduğu bir direniş aslında.

önderleri, subcomandante marcos’un gerçek adı bilinmiyor kendini subcomandante olarak nitelemesinin nedeni, che guevara’dan sonra comandante olamayacağını düşünmesindenmiş. bazıları, zapata’yı söylüyor che yerine. bu muhteşem kitabın da yazarı olan marcos h



akkında pek çok söylenti dolaşıyor.

bu söylentilerin çoğu, meksika hükümeti tarafından yapılan karalama çabalarına rağmen hala insanların dillerinde. örneğin, marcos’un bir üniversitede edebiyat profesörü olduğu da söylenenler arasında.

bu yazımda, marcos’un siyasi kişiliği yerine, edebi yönüne değinmek istiyorum daha çok. eğitimli birisi olduğu her halinden belli olan marcos’u bu mücadeleye sokan, lider olmasına neden olan süreç gerçekten dikkat çekici olsa da; özellikle durito’yla söyleşiler kitabından bahsetmek istiyorum.

kitap, durito adında bir böceğin hikayesi. bir tür yeni don kişot olan durito, maceralara atılıyor.

dünyanın pek çok yerini geziyor, fantastik hikayelerle dönüyor. marcos, durito karakterini yaratırken aslında üzücü bir şekilde kendi yalnızlığını ortaya koyuyor. yine durito ile sevinçlerini, acılarını paylaşıyor.

çeşitli bölümlerden oluşan kitabın, bazı bölümleri özel konulara ayrılmış. eşcinsel evliliği, devrimci mücadelenin kutsallığı gibi çoğunlukla siyasal veya politik olsa da; güzel aşk hikayeleri, kahramanlık öyküleri de okunabiliyor.



marcos’un devrimci böceği durito’nun bir de süratli mi süratli pegasus adında kaplumbağası var. pegasus o kadar hızlı ki, durito 1 mayıs kutlamalarına katılmak bir yıl önceden yola çıkıyor.

durito, yer yer marcus’u sert bir şekilde uyarıyor, aslında bu davanın zayıflığı, ve küçüklüğüne karşı bir semboldür. insanlar bu mücadele çok küçük, başarılı olamaz diye düşündüklerinde o durito karakterini gösterir adeta.

marcos, siyasetin o ürkütücü, keskin yanını; anarşizmin o kimi kişilere göre saldırgan olan izlenimini güçlü bir entelektüelizm ile çürütmüştür. adeta bize edebiyatın sınırları olmadığını da göstermiştir çünkü o kalemi bir dünya yaratmak için kullanıyor evet tüm yazarlar gibi; ama onun yarattığı dünya aynı zamanda zapata’ların dünyası.

hakkında zapatalar tarafından da pek çok karalama kampanyası yapıldı, onun ciddi ve güçlü bir silahlı mücadele yerine oturup romanlar yazan fantastik bir yazar olduğunu söyleyenler de oldu.

ama bugüne kadar pek çok güçlü yazar, kelimelerini silah olarak kullandı bu sadece marcos’a özgü bir şey değildi. sartre, neruda ve daha onca yazarın silahı “kelimeleriydi”. marcos, istiyor ki silahı kelimeler, gücü halk olsun. istiyor ki dünyanın her yanındaki sivil toplum örgütleri bu davaya kulak versin.

marcos ve zapataların kurduğu kütüphanenin meksika hükümeti tarafından yıkılması aslında çok ironiktir. marcus ne kadar edebiyatla mücadele etmek isterse istesin, karşısında hep kurşunları buldu.

kendini şöyle tanımlar marcos:

“evet, marcos bir eşcinsel. marcos, san francisco’da bir eşcinsel, güney afrika’da bir zenci, avrupa’da bir asyalı, san ysidro’da bir chicano, ispanya’da bir anarşist, israil’de bir filistinli, san cristobal sokaklarında bir maya kızılderilisi, almanya’da bir yahudi, polonya’da bir çingene, quebec’te bir mohawk, bosna’da bir barış yanlısı, gece 10′da metrodaki yalnız bir kadın, topraksız bir köylü, gecekondu mahallesinde bir çete üyesi, bir işsiz, mutsuz bir öğrenci ve, tabii ki, dağlarda bir zapatista.”



don kişot’un tamamını ezbere bildiğini de unutmamak gerek.

şu açık, edebiyat yalnızca camdan köşklerde zevk-ü sefa içinde aşk öyküleri yazmak değildir. kelimeler bazen açlığa, yoksulluğa ve ölüme karşı; protesto etmek için bırakılmış kırmızı güllerdir de.

ezln direniş örgütünün mücadelesi “terör” mü, “haklı dava mı” yoksa küçük bir topluluğun isyanı mı bilemeyiz. ama şu var ki, subcomandante marcos, yazar olarak gerçekten takip edilmeye değer… okunmaya değer.

(Mehmet Baran)