23 Following
mehmetbaran140193

mehmetbaran140193

Balkanlar'ı Tahayyül Etmek

Balkanlar'ı Tahayyül Etmek - Maria N. Todorova karl marx’ın “hayalet metaforu”nu balkanlara uygulayan maria todovora, imagining the balkans (oxford university press) olarak basılan ve dilimize iletişim yayınları tarafından kazandırılan bu kitabında avrupa’nın kendi içindeki ötekisi olan balkanları ele alıyor.

todovora’ya göre balkanlar avrupa’nın üvey çocuğudur. kendi içinde ötekisidir, batıyla doğu arasında kalmış bir toplumdur. ne kadar avrupa kıtası içinde olsa da…

zamanında oryantalist mantıkla doğu hakkında kurulan fantezilerin şimdi balkanlar hakkında kurulduğunu ve balkanlardan çok farklı bir imajın batı yazınında dolaştığını söyleyen todovora, bunun için kötü kelime olarak “balkanlaşmak” (balkanisation) tabirinin akademik ve gündelik dilde batı düşüncesindeki karşılığın söyler: parçalanmak!

balkanlar, gerçekte böyle midir? kitapta bu konu üzerinde çok fazla durulmaz. balkanların böyle görünmesine ne neden olmuştur? buna daha fazla odaklanır yazar.

yazar kitabında şu konuya da dikkat çeker, balkanlarda da avrupa farklı bir imaja sahiptir. çoğu balkan vatandaşı kendilerini avrupalı olarak görmez. hatta fransa, ingiltere gibi ülkelere gidenlere “avrupa’ya gitti” denir, zira kendileri bu kıtayı sahiplenmez. bu imaj onlara zorla mı aşılanmıştır yoksa tersine, avrupalı oldukları düşüncesi mi dışarıdan gelmiştir bilinmez. ama ironik bir çatışma; yunan kurtuluş savaşında avrupa’dan gelen gönüllülerin döndüklerinde beraberlerinde götürdüğü balkan imajında olmuştur: çoğu yunanlıları büyük bir medeniyetin torunları olarak görerek gelmiş fakat döndüklerinde onların çobanlardan ibaret olduğunu hatta türklerin daha medeni olduğunu söylemiştir.

yazar, kitabında ilginç söylemler de ortaya atıyor:

“balkanlardaki kıyımların çoğu defa avrupa boyutunda olmadığı ortadadır. (sf.22)”

buradan önemli bir şey çıkarabiliriz, todovora da balkanları avrupa olarak görmüyor!

edward said’den oldukça etkilendiği (ki zaten öğrencisidir) her halinden okunan yazarın, kitabında said’e yer vermediği bölüm neredeyse yok.

emil cioran, ki kendisi severek okuduğum bir yazardır, kendi halkından “köylülük ve cehalet fışkıran” diye bahseder. burada aslında temel bir detay gözden kaçmamalıdır, batı yazınındaki barbar doğu imajının aynısı, doğu entelektüelleri ile kendi halkı arasında da simüle edilir. i̇şte balkan toplumu da kendi içinde bu ikiliğe sahip. balkan entelektüelleri kendilerini inatla avrupa’nın parçası olarak görürler. tıpkı balkan sözünün türkçe olmasına tahammül edemeyen milliyetçiler gibi onlar da bu sözü istemez ve ülkelerinin tipik avrupa ülkesi olduğunu iddia ederler.

bu ikilem türkiye’de niyazi berkes tarafından çok iyi dile getirilmiş:

“türkiye bugün ne batılı ne de doğulu bir ulustur: hristiyan, sosyalist veya kapitalist bir toluluğa da mensup değildir… ne asyalı’dır, ne avrupalı.” (akt. todovora, imagining the balkans)

işte todovora’nın temel vurgusu bunun benzeridir. balkanlar, ne avrupalıdır, ne asyalı, ne doğudur ne kuzey, ne rusya’dır ne almanya. balkanlar en nihayetinde kendi içinde bile farklı kültürlere sahip olduklarından ötürü, her biri farklı değerlendirilmelidir.

todovora’nın bana göre düştüğü en büyük yanılgı, aslında balkanlar şöyledir böyledir bize böyle davranılıyor derken kendi taşıdığı kimlikten, yani bir balkanlı kimliğinden dışarı çıkamamasıdır. oryantalizmi eleştirirken doğu-batı ikilemini yeniden yaratırken düşülen hata, todovora’da da var. üstelik, “biz” derken “siz” nasıl öteki haline geliyorsa, “avrupa” “balkanlara” x şeklinde davranıyor dendiğinde ikilem yeniden yaratılmış olur.

türkiye’de de biz avrupalıyız veya avrupalı değiliz derkenki o “bizi kabullenin” meydan okuması, içten içe farklılığın da dramını içermiyor mu? eğer avrupalı olsaydık, bunu söylemek zorunda kalmazdık.



her kesimden insanın rahatlıkla okuyabileceği, öğretici bir kitap.

(Mehmet Baran)